reklam
ALTIN
 6.277,08
DOLAR
 46,2874
STERLİN
62,1538
EURO
 53,6017

Yemeye Bile Yok…

 

Malatya'da kayısı konuşulurken sıkça duyduğumuz bir söz vardır:

 

"Bu yıl yemeye bile yok…"

 

Bu söz, çoğu zaman ürünün gerçekten az olduğunu ifade etmek için söylenmez. Malatyalı çiftçinin tevazusunu, nazardan sakınma anlayışını ve toprağa olan hürmetini anlatır. Dallar meyveden kırılırken bile "Bu yıl yemeye bile yok." denilir.

 

Ancak son yıllarda bu söz, yalnızca bir tevazu cümlesi olmaktan çıkıp birçok üretici için gerçeğin de ifadesi olmaya başladı.

 

Bu yıl çiçeklenme döneminde uzun süre devam eden yağışlar nedeniyle arı faaliyetleri azaldı, tozlaşma yeterince gerçekleşmedi, meyve tutumu düştü ve önemli ölçüde meyve dökümü yaşandı. Bazı bahçelerde meyve seyreldi, bazı bahçelerde ise üreticinin bir yıllık beklentisini karşılayamayacak bir tablo ortaya çıktı.

 

Ağaçlarda kayısı var…

 

Fakat kimi üreticinin masrafını karşılayacak kadar, kimi üreticinin ise masrafını dahi kurtaramayacak kadar.

 

Asıl mesele ise bu yılın ürünü değildir.

 

Asıl mesele, Malatya kayısısının geleceğidir.

 

Çünkü kayısı, Malatya'nın sadece tarımsal ürünü değildir. Kayısı; bir şehrin alın teri, emeği, kültürü ve hafızasıdır. Birçok evde çocukların okul masrafı, düğün hazırlıkları, evin eksikleri, traktörün bakımı, bankaya olan borç ve gelecek yılın umudu kayısıdan elde edilecek gelire göre hesaplanır.

 

Bir çiftçiyi düşünün…

 

Daha şubat ayında bahçesine gider. Ağaçların tomurcuklarını seyreder. Mart ayında gözünü gökyüzünden ayırmaz. Nisan geldiğinde geceleri uyuyamaz. Telefonuna düşecek "don uyarısı" mesajından korkar.

 

Çünkü bilir ki birkaç saat sürecek bir don, bir dolu yağışı veya çiçeklenme döneminde yaşanacak birkaç günlük olumsuz hava olayı, bir yıl boyunca kurduğu bütün hayalleri değiştirebilir.

 

Sabah bahçesine gittiğinde dallarda meyve yerine dökülmüş çiçekleri görmek, bir çiftçi için yalnızca ekonomik bir kayıp değildir. O manzara, bir yıllık emeğin ve umudun toprağa düşmesidir.

 

İşte bu yüzden Malatya'da kayısı meselesi sadece tarımsal bir mesele değildir.

 

Bir şehrin meselesidir.

 

Çünkü Malatya, dünyanın en önemli kayısı üretim merkezidir. Bu topraklar, sahip olduğu rakım, sıcaklık farkı ve yaz dönemindeki kurak iklim sayesinde dünyanın en kaliteli kuru kayısısını yetiştirmektedir.

 

Ancak artık iklim değişmektedir.

 

Kışlar geçmişe göre daha ılıman geçmektedir. İlkbaharda sıcaklık dalgalanmaları artmaktadır. Birkaç gün süren mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar ağaçların erken uyanmasına neden olmakta, ardından gelen bir don olayı ise bütün ürünün zarar görmesine yol açabilmektedir.

 

Yağış rejimleri değişmektedir.

 

Bir zamanlar bereket olarak gördüğümüz yağışlar, yanlış zamanda ve uzun süreli olduğunda tozlaşmayı engelleyebilmekte, mantari hastalıkları artırabilmekte ve meyve tutumunu azaltabilmektedir.

 

Kuraklık riski her geçen yıl daha fazla hissedilmektedir.

 

Bilimsel çalışmalar, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nın iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Malatya da bu değişimden doğrudan etkilenen illerimizden biridir.

 

Peki çözüm nedir?

 

Başka ürünlere tamamen yönelmek mi?

 

Hayır.

 

Çünkü iklim değişikliği yalnızca kayısıyı etkilemiyor. Ceviz, badem, üzüm ve diğer meyve türleri de farklı şekillerde bu değişimden etkileniyor.

 

İşte tam da bu noktada şunu açıkça söylemek gerekiyor:

 

Kayısıdan vazgeçmek değil, kayısıyı değişen iklime uyumlu hale getirmek zorundayız.

 

Bunun için yapılması gerekenler de açıktır.

 

Su kaynaklarını korumak ve her damla suyu verimli kullanmak zorundayız. Modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmak, su depolama yatırımlarını artırmak ve sulama altyapısını güçlendirmek artık bir tercih değil, mecburiyettir.

 

Geç çiçeklenen ve iklim şartlarına daha dayanıklı çeşitler üzerinde çalışılmalıdır.

 

Donla mücadele sistemleri yaygınlaştırılmalı, erken uyarı mekanizmaları güçlendirilmelidir.

 

Topraklarımızın organik madde miktarı artırılmalı, toprağın su tutma kapasitesi yükseltilmelidir.

 

Arıcılık desteklenmeli, tozlaşmayı artıracak uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır.

 

Tarımsal sigortaların kapsamı genişletilmeli ve üreticinin afetler karşısındaki direnci artırılmalıdır.

 

En önemlisi de kayısıyı yalnızca üretmek değil, işlemek ve katma değerini artırmak zorundayız.

 

Çünkü geleceğin tarımında ayakta kalacak olan sadece çok üreten değil, ürettiğine değer katan şehirler olacaktır.

 

Belki yine bir üretici bahçesine bakıp, atalarından gördüğü tevazuyla:

 

"Bu yıl yemeye bile yok…" diyecektir.

 

Ama biz biliyoruz ki o dallarda yalnızca kayısı yoktur.

 

Bir çocuğun eğitimi, bir gencin geleceği, bir annenin duası, bir babanın alın teri, bir ailenin umudu ve Malatya'nın yarınları asılı durmaktadır.

 

Bu yüzden bugün önümüzde duran görev açıktır:

 

Kayısıdan vazgeçmek değil, kayısıyı değişen iklime uyumlu hale getirmektir. Çünkü kayısıyı korumak, Malatya'nın geleceğini korumaktır.

 

(Abdullah Furkan Özkaya)

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.