BIST12.151
DOLAR49,34
EURO55,21
ALTIN6.614
BITCOIN4.090.581
14° MALATYA
Türkiye

Zeki Dağ'ın Kaleminden:"Çocuklarımız..."

Çocuklar, Onları İnşa Ederken Yıkmayalım...

12 Ekim 2026 5 okunma 4 dk okuma
1000259341
1000259341
Çocuklarımız...

Çocuklar, Onları İnşa Ederken Yıkmayalım...

Çocuk yetiştirmek, insan hayatının belki de en büyük sorumluluklarından biridir. Bir çocuğun elinden tutmak, yalnızca onu büyütmek değil; karakterini, özgüvenini, hayata bakışını ve insanlarla kuracağı ilişkileri de şekillendirmektir.

Fakat çocuklarımız büyüdükçe, bu sorumluluğun şekli de değişir.

Özellikle ergenlik dönemine gelindiğinde birçok anne baba, çocuğunun değişen davranışları karşısında ne yapacağını bilemez. Daha önce sözünü dinleyen, her şeyi ailesine anlatan çocuk bir anda içine kapanabilir; kendi kararlarını vermek isteyebilir, itiraz edebilir, arkadaşlarını ailesinden daha fazla önemser gibi görünebilir.

İşte tam bu noktada anne babaların kendilerine şu soruyu sorması gerekir:

Çocuğumuz gerçekten bize karşı mı geliyor, yoksa kendi kimliğini mi oluşturmaya çalışıyor?

Ergenlik, anne baba ile çocuk arasında bir savaş dönemi değildir. Her itirazı başkaldırı, her farklı düşünceyi saygısızlık, her bağımsızlaşma isteğini isyan olarak görmek; çocuğu anlamaya değil, ondan uzaklaşmaya neden olur.

Çünkü ergenlik, çocuğun “Ben kimim?” sorusuna cevap aradığı dönemdir.

Kendi kişiliğini oluşturmaya, karar vermeye, sorumluluk almaya ve dünyadaki yerini anlamaya çalışır. Bu süreçte elbette hatalar yapacaktır. Bazen yanlış arkadaşlıklar kuracak, bazen yanlış kararlar verecek, bazen de anne babasının hoşuna gitmeyen davranışlarda bulunacaktır.

Ancak tam da bu nedenle ona en çok ihtiyaç duyduğu şey, bağıran bir ses değil; yanında olduğunu hissettiren bir sestir.

Bazı anne babaların yaptığı en büyük yanlışlardan biri, ergenlik çağındaki çocuklarından hâlâ küçük bir çocuk gibi davranmalarını beklerken, aynı zamanda onlardan bir yetişkin gibi sorumluluk almalarını istemeleridir.

“Ben ne dersem onu yap.”

Ama aynı zamanda:

“Artık sorumluluk sahibi ol.”

Bu iki beklenti arasındaki çelişki, çocuğun kafasını karıştırır.

Çocuklarımızın büyümesini istiyorsak, onlara düşünme ve karar verme alanı da açmalıyız.

Elbette sınırlar olacak.

Çocuğun güvenliği, eğitimi, ahlaki gelişimi ve aile düzeni açısından bazı kuralların olması kaçınılmazdır. Ancak kuralların yanında onların nedenlerini anlatmak da gerekir.

Çünkü çocuk yalnızca “Ne yapacağını” değil, “Neden yapması gerektiğini” de öğrenmelidir.

Bir baba, çocuğuna hüküm vermeden önce onu dinlemeyi öğrenmelidir.

Bir anne, çocuğunun her öfkesini saygısızlık olarak görmek yerine, o öfkenin altında ne olduğunu anlamaya çalışmalıdır.

Çünkü bazen çocuk bağırırken aslında “Beni anlayın” demektedir.

Bazen kapısını kapatırken “Bana biraz alan bırakın” demektedir.

Bazen hiçbir şey anlatmadığında ise “Beni yargılamadan dinleyecek misiniz?” diye sormaktadır.

İşte anne babalık tam da burada başlar.

Her hatayı bir rezalete, her fikir ayrılığını bir savaşa, her bağımsızlaşma çabasını bir isyana dönüştürmeyelim.

Çocuklarımıza hata yapmanın hayatın bir parçası olduğunu öğretelim. Yanlış yaptıklarında özür dilemenin küçülmek değil, aksine karakter göstergesi olduğunu anlatalım. Sorumluluk almanın korkmak anlamına gelmediğini, aksine insanı büyüten bir davranış olduğunu gösterelim.

Ve en önemlisi, çocuklarımıza saygının korkuyla aynı şey olmadığını öğretelim.

Anne babaya saygı elbette aile hayatının temel değerlerinden biridir. Fakat saygı, çocuğun kişiliğini yok etmek; düşüncelerini susturmak veya onu sürekli korku içinde yaşatmak değildir.

Çocuğumuzun bize saygı duymasını istiyorsak, önce onun kişiliğine saygı göstermeyi öğrenmeliyiz.

Çünkü ev, çocuğun kendisini en güvende hissetmesi gereken yerdir.

Eğer çocuk evde konuşamıyorsa, dışarıda konuşacak birini arar.

Evde anlaşılmıyorsa, kendisini anlayacağını düşündüğü insanların peşinden gider.

Evde sürekli eleştiriliyorsa, dışarıdan gelen ilk övgüye gereğinden fazla değer verebilir.

İşte asıl tehlike burada başlar.

Çocuklarımızın evin içinde bulamadığı güveni dışarıda aramak zorunda kalmasına izin vermeyelim.

Onlara yaklaşalım.

Hayallerini soralım.

Arkadaşlarını tanıyalım.

Korkularını, kaygılarını, umutlarını ve gelecekten beklentilerini dinleyelim.

Fakat her sohbeti bir sorguya çevirmeyelim.

“Kimle görüştün?”

“Neredeydin?”

“Niçin bunu yaptın?”

“Bunu sana kim öğretti?”

Soruların tamamı kontrol amacı taşıdığında, çocuk bir süre sonra cevap vermemeyi öğrenir.

Oysa bazen yalnızca şunu söylemek yeterlidir:

“Bugün nasılsın? Gerçekten nasılsın?”

Çocuğunuzun hayatını takip edin ama onu boğmayın.

Ona yön verin ama özgüvenini kırmayın.

Kurallar koyun ama diyaloğu ortadan kaldırmayın.

Yanlış yaptığında cezalandırmadan önce anlamaya çalışın.

Çünkü çocuk, yalnızca kendisine yol gösteren bir anne babaya değil; düştüğünde elinden tutacak bir anne babaya da ihtiyaç duyar.

Unutmayalım:

Çocuklarımızın hata yapmayan anne babalara ihtiyacı yok.

Onların daima haklı olan anne babalara ihtiyacı yok.

Onların, hata yaptıklarında bile kendilerini seviliyor, değerli ve güvende hissedebilecekleri anne babalara ihtiyacı var.

Çünkü gerçek anlamda çocuk yetiştirmek; çocuğumuzun bizim istediğimiz kişiye dönüşmesini sağlamak değildir.

Gerçek anlamda çocuk yetiştirmek, onun kendi kişiliğini bulmasına rehberlik etmektir.

Onu hayata hazırlarken ruhunu incitmemektir.

Onu korurken kanatlarını kırmamaktır.

Onu yönlendirirken kendi yolunu bulmasına izin vermektir.

Ve belki de en önemlisi, çocuğumuzu büyütmeye çalışırken onunla aramızdaki bağı büyütmeyi unutmamaktır.

Çünkü çocukluk geçer.

Ergenlik geçer.

Öfke diner.

Kapılar yeniden açılır.

Ama çocuklarımızın zihninde ve kalbinde bıraktığımız izler uzun yıllar kalır.

Bugün onlara nasıl davrandığımız, yarın bize nasıl hatırlanacağımızı belirleyecektir.

Öyleyse gelin, çocuklarımızı yalnızca büyütmeyelim.

Onları anlayalım.

Dinleyelim.

Güven verelim.

Ve onları hayata hazırlarken, inşa etmeye çalıştığımız şeyi kendi ellerimizle yıkmayalım.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

Türkiye kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.